‘Ayasofya’yı ibadete açmak Türkiye’nin hangi sorununu çözecek?’

Danıştay'ın, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 1934 tarihli bakanlar kurulu kararını iptal etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Temmuz'da kılınacak Cuma namazı ile Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılacağını açıkladı.

Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın Danıştay’ın Ayasofya kararını, İdare Hukuku uzmanı Prof. Dr. Günday, Tarihçi Prof. Dr. Hakkı Uyar ve İlahiyatçı Cemil Kılıç’la konuştu.

Haber şöyle devam etti;

’20 YIL NEDEN BEKLEDİLER’

İdare Hukuku uzmanı Prof. Dr. Günday, 1934 yılında alınan bir kararın üzerinden geçen zaman nedeniyle yargı önüne getirilemeyeceğini belirterek “Bu hükümet 18 yıldır iktidarda. 18 yıl boyunca 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını yeni bir karar almak suretiyle değiştirebilirlerdi. Ama yapmadılar. 20 yıl neden beklediler” dedi.

Dava açma süresinin çoktan geçtiğine vurgu yapan Günday, “Danıştay 10. Dairesi’nin, bu sürenin geçmiş olmasını bilmemesi mümkün değildir. Bunu, 2. sınıf hukuk öğrencisi bile bilir. Danıştay’ın başından bu davayı reddetmiş olması gerekirdi. Bu karar idari yargılama usulüne aykırı bir karardır” diye konuştu.

Davanın esasına da değinen Günday özetle şunları söyledi: “Süre aşımı dikkate alınmıyor ancak 1934 tarihli kararı hukuka uygunluk yönünden denetliyor. Bunu Fatih Sultan Mehmet’in Vakıf Senedi’ne istinaden yapıyor. Bu Osmanlı hukukunun Cumhuriyet hukukuna aktarılması, Cumhuriyet hukukunun yerine Osmanlı hukukunun ikame edilmesi demek. Cumhuriyet hukuku hiçe sayılmıştır. Böyle hareket edilirse Osmanlı’da ülke padişahın mülküdür. O zaman bir kişi de kalkıp ‘ben Abdülhamit Han’ın mirasçıyım, Galatasaray Adası bana aittir’ derse mahkeme, mülkiyet hakkı çerçevesinde bunu haklı görecek mi?”

‘TOPLUM OYALANIYOR’

Tarihçi Prof. Dr. Hakkı Uyar ise dine dayalı bir devlet yapısından bir ulus devlete geçildiğine dikkat çekti.

Uyar, “Bu devletin merkezinde ekonomi var. Kılıç yok, fetih yok. ‘Kılıç hakkı’ deyimi bu süreçte kullanıldı. Ancak bu deyimin modern dünyada geçerliliği olamaz. Fatih’in Vakıf Senedi’den bahsediyorlarsa o zaman İş Bankası’ndaki Atatürk hisselerine el koyma olayına da dikkat çekmek lazım” dedi.

“Ayasofya’yı ibadete açmak Türkiye’nin hangi sorununu çözecek” diye soran Uyar, “İşsizliği mi, ekonomiyi mi, yoksa dış politika sorununu mu çözecek? Sadece topluma oyalanacak bir şey verildi. Bu, popülist politikaların bir yansıması. Bu durumun Cumhuriyetin kurucu değerleriyle de sorun teşkil ettiği çok açık” dedi.

Muhalefetin işbirliğiyle aştığı kutuplaştırma siyasetini hükümetin yine devreye soktuğunu söyleyen Uyar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, tek parti dönemini “tarihe ihanet” etmekle suçlamasına karşılık ise “1918’de ülke ve İstanbul işgal edildiğinde Türkiye’yi ve İstanbul’u işgalden kurtaran, Ayasofya’yı bir kilise olmaktan çıkaran zat Mustafa Kemal’dir. Vatana ihanet değerlendirmesi çok yakışıksızdır” ifadelerini kullandı.

‘İSLAMİ ÖĞELERE AYKIRI’

İlahiyatçı Cemil Kılıç da Ayasofya’nın cami yapılmasının İslamın temel öğretilerine aykırı olduğunu belirterek, “Bu karar Kuran’a aykırı bir karardı. Hz. Muhammed, Yahudilere ve Hıristiyanlara ait bir mabedi camiye çevirmiş değildir. Tam tersine İslam için ilke şudur. Bütün yeryüzü müminlere mescit kılınmıştır. Dolayısıyla kralların, sultanların yaptığı mekânlara müminlerin ihtiyacı yoktur. Fetihçi anlayış bu çağda geçerli değildir. Bu kararı doğru görmüyorum. Tarih içerisinde bu kararın mahkum edileceğine inanıyorum” dedi.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Hayri Kırbaşoğlu da “Hac Suresi’nde fethedilen yerdeki mabedlerin camiye çevrilmesi yasaktır. Şu an bu yapılan İslama aykırıdır. Kılıç haklı kavramı kullanılıyor. Bu kavramın İslamla alakası yoktur” dedi.

Yapılanın, oy kaybeden bir iktidarın attığı bir adım olduğunu söyleyen Kırbaşoğlu, “Politik bir karar. Bu durumun içeride ve dışarıda çok büyük sorunlar çıkaracağı ortada. ‘Denize düşen yılana sarılır’ derler, ancak iktidar bu hamle ile kendi ayağına sıkmıştır’ diye konuştu.

ETİKETLER

Editörün Seçimi