Gazeteci Aziz Oruç’un eşi Hülya Oruç’tan adalet çağrısı

Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde gözaltına alındıktan sonra cezaevine konulan Gazeteci Aziz Oruç‘un ilk duruşması 21 Temmuz’da Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Duruşma öncesi Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde bir araya geldiğimiz Aziz Oruç’un eşi Hülya Oruç adalet bekliyor. Bıkmadan usanmadan Aziz’in gazeteci olduğunu anlatmaya çalışıyor iki çocuğu ile, ve sesleniyor: “Aziz’in haberlerini, fotoğraflarını paylaşıyorum ve onun gazeteci olduğunu ispatlamaya çalışıyorum. Artık yeter…”

Aziz’i kanun hükmündeki kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansında muhabir olduğu dönemlerden tanıyorum. Yaklaşık 3 yıldır Irak’ta yaşıyordu, öğrenci iken aldığı bir cezanın onaylanması nedeniyle. Sonra yeni davalar eklendi…

Sohbete başlarken sağlığı, durumu nasıl diye soruyorum, malum pandemi dönemi. Uzun süredir yüz yüze görüşemediğini söylüyor Hülya, sonra da ekliyor: “Telefonla görüşüyoruz, 21’inde duruşma var, meselemiz dönüp dönüp o oluyor. Umutlu olmak istiyorum, Aziz’i almak istiyorum artık.”

Aziz, Hülya ile son görüşmelerinde ‘Ben umut yolculuğunda boğulmuş bir insanım’ demiş. Neden böyle söylediğini kısacak özetliyor Hülya: “Davalar vardı, ne yapalım diye düşünüyorduk, bunlara bir de bizim ailelerimizle yaşadığımız gerilim eklenince kendimize başka bir hayat kurmak istedik. Aziz Irak’a gitti, o zaman Arin daha 5-6 aylıktı, Mira’ya hamileydim. Gebeliğim çok riskli ve zor geçti. O dönemi anlatamam, öyle zordu ki… Sonra doğdu Mira ve biz Süleymaniye’ye gidip gelmeye başladık, Aziz’in yanına. Zorlanıyordum orada ama Aziz olmadan da yapamıyordum. Bütün bu sürecin sonunda birlikte Avrupa’ya gitmeye karar verdik. İran, Ermenistan, oradan Avrupa, böyle bir umut yolculuğuydu bizim ki, önce dolandırıldık, paramız gitti, sonra evi her şeyi sattık yeniden denedik…”

'AZİZ, GAZETECİ VE BEN BUNU ANLATMAYA ÇALIŞIYORUM…'

İşte Aziz’in İran, Ermenistan ve sonra Türkiye diye anlatılan hikayesi böyle gelişiyor. Hülya anlatıyor: “Avrupa’ya Ermenistan üzerinden gidecekti. İran’dan Ermenistan’a geçti ama orada gözaltına alındı, işkence edildi. Sonra da İran polisine teslim edildi. İşkenceler İran’da da devam etti. Kafasına çuval geçirildi, soyularak işkence edildi ve ölümle tehdit edildi. Sonra mahkemeye çıkarıldı ve para cezasına çevrilerek serbest bırakıldı. Biz sandık ki serbest ama öyle olmadı. İran polisi onu darbederek İran-Türkiye sınırına getirdi. Ve çıplak bir şekilde Türkiye tarafına atıldı. Şans eseri hayatta kaldı Aziz, Ağrı Doğubeyazıt’ta bir arkadaşını aramış, üzerinde iç çamaşırı var sadece, aralık ayında. Uzun uğraşlar sonucu arkadaşlarına ulaşıyor ve onu alıyorlar. Aziz sabah Diyarbakır’daki evimize gelmeye hazırlanırken de gözaltına alındı işte, ‘İran’dan Türkiye’ye giriş yapan terörist yakalandı’ diye. 8 gün gözaltında kaldı, sonra da tutuklandı. ‘Terörist yakalandı’ dediler, hepsi haber yaptı ama Aziz’e gözaltında ‘Bunu niye yazdın, bunu niye paylaştın’ diye sordular. Gazeteciliğini sordular yani. Ve şimdi aylardır Patnos Cezaevinde Aziz ve duruşması 21 Temmuz’da… Ben de yıllardır gazetecilik yapan Aziz’in gazeteci olduğunu anlatmaya çalışıyorum işte.” Hülya anlatırken Aziz’in 4 yıl önce Gazeteci Tuğba Tekerek ile yaptığı söyleşide söyledikleri geldi aklıma… “Benim silahım bu fotoğraf makinesi” demişti Aziz… Ve şimdi Hülya aylardır Aziz’in yaptığı haberleri, çektiği fotoğrafları paylaşıyor, ‘Bak Aziz gazeteci’ demek için.

'DESTEK BEKLİYORUM…'

Bir de cezaevi günleri var. Aziz 18 Aralıktan beri Patnos Cezaevinde.

Pandemi koşulları ile birlikte iyice zorlaştı cezaevi koşuları malum. Aziz’in sağlığından endişe ediyor Hülya Oruç: “Yüz yüze görüşemedik, telefonla konuşuyoruz. Bir doktor muayenesinde kafasında kist olduğu belirlenmişti Aziz’in, o zaman doktorlar, ‘Tehlikeli bir şey değil ama sürekli kontrol edilmesi lazım’ demişti. Biz bu süreçte Aziz doktora götürülsün diye çok uğraştık, cezaevine girdiğinden beri götürülmedi.”

İki çocuğu ile birlikte mücadele ediyor Hülya. Çocuklar durumu ne kadar biliyor diye soruyorum. Kızının farkında olmadığını, oğluna ise psikolog eşliğinde anlattıklarını söylüyor Hülya ve ekliyor: “Kızım zaten babasını tanımıyor. Oğlum babasını sorduğunda çalışıyor diyorduk şimdiye kadar, neden eve gelmiyor diyordu sürekli. Sonra anlattık işte. Çok zor. Biz 5 yıldır evliyiz ve bunun 3 yılı sürgünle ayrılıkla geçti. Çocuklar babalarını o kadar az gördü ki… Yeter artık…21 Temmuz’da Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşması var Aziz’in. Zaten hiç girmemesi lazımdı, ama artık bitsin. Haftaya evimizin kapısını sana açmayı diliyorum. 3 yıldır beklediğim, hayal ettiğim bu. Bunun için herkesin desteğini bekliyorum. Gazetecilerin, halkın, milletvekillerinin…”

Evrensel

ETİKETLER

Editörün Seçimi