İşsiz sayısı yüzde 100 artışla 10 milyona koşuyor

COVID-19 salgınının yavaşlatılması amacıyla dünyanın her yerinde benzer önlemler alınıyor. Bu önlemlerin başında “sosyal mesafelendirme” geliyor. Sosyal mesafelendirmeyi sağlamak için insanların bir arada bulunduğu mekânlar kapatılıyor, ya tam ya yarı sokağa çıkma yasakları uygulanıyor. Sosyal mesafelendirmeye yönelik önlemlerin kaçınılmaz sonucu ise iş kaybı ve ekonomik küçülme.

Türkiye’de de işyerlerinin kapatılması, belli yaş gruplarına konulan sokağa çıkma yasağı ve mal-hizmet üretimi düşüşü ile işsiz sayısının şimdiden 4,5 milyondan 10 milyon dolayına çıktığı, daha da artabileceği tahmin ediliyor. Bu ürkütücü tablo, işsiz kitlesinde yüzde 100-120 arası bir artış eğilimi demek. Daha da ürkütücü olan, bu milyonlarca işsiz mağdurun önemli bir kısmına değen hiçbir sosyal devlet elinin olmaması.

COVID-19, Türkiye’yi bağışıklık sistemi çok zayıflamış bir halde yakaladı. 2018 ve 2019 yıllarında bir türbülans yaşayan ve işsizlik oranı yaklaşık 3 puan artışla yüzde 14’e, işsiz sayısı yaklaşık 1 milyon artışla 4,5 milyona ulaşan Türkiye, 2020 için yeniden büyüme ümitleri beslerken mart başında ilk COVID-19 vakası ile karşılaştı. Salgın, alınması gereken önlemlerin gecikmesi ve başarılı olduğu söylenemeyecek bir yönetim sonucu, ihmallerle hızla yayıldı. Salgına karşı alınan önlemler, bir anda işgücü-istihdam piyasasını da sert bir biçimde vurdu.

Patlayan işsizliğin üç kaynağı var. Bunlardan birincisi, salgına önlem olarak, halkın yan yana gelip virüsü bulaştırmasının ortamı olabilecek mekânlar ve önlem olarak bu işyerleri kapatıldı. “Sosyal mesafeleşme” önlemi olarak 65 yaş ve üstü ile 20 yaş altı nüfusun bir kısmına getirilen evden çıkma yasağı da bu grupta çalışanları işsiz bıraktı. Üçüncü işsizlik kaynağı ise COVID-19 ile birlikte yaşanan sert talep düşüşü karşısında mal ve hizmet üretiminin gerilemesi ile ilgili. On binlerce irili ufaklı işyerinin krize girmesi ve istihdam azaltmaları ya da ücretsiz izin uygulaması ile işsizler ordusuna birkaç milyon da buradan katıldı, katılacak.

Salgının Türkiye’de fark edildiği mart ayında işsizliğin gerçek ve bilimsel tanımlara uygun boyutlarının açıklanması, 2020’nin haziran-temmuz aylarını bulacak. Çünkü Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, üç ay geriden geliyor. Yine de sorunun hangi boyutlara vardığını tahmin etmenin bazı yolları var.

İşsizlikte patlamanın bileşenlerinden birinin İçişleri Bakanlığı’nca kapatılan mekânlar olduğundan söz etmiştik. Bakanlık ilk elde kahvehane, bar, kafe gibi yaklaşık 150 bin işyerinin kapatılmasına karar verdi.

Kapatılan işyerleri bunlarla kalmadı. Yeni genelgeler ile berber, kuaför ve lokantalar da eklendi. Bu eklenenlerin sayıları bildirilmemekle birlikte Ticaret Bakanlığı esnaf verilerinden 120 binin üstü bir sayıdan söz etmek mümkün. Böylece ilk gruptakiler ile birlikte yaklaşık 270 bin işyerinin geçici süre ile kapatıldığı söylenebilir. Bu işyerlerinde ortalama beş kişinin çalıştığı varsayılsa iş sahipleri ile birlikte, geçici de olsa, işsiz kalan 1,5 milyonun üstünde bir kitleden söz edilebilir.

Ancak, sınırlamalar bunlarla kalmadı. Bakanlık başka bir genelge ile pazarcı esnafının bir kısmına da yasak getirdi.

İşsizlik bazı yaş gruplarına getirilen sokağa çıkma yasağı ile de arttı. 65 yaş ve üstüne getirilen sokağa çıkma yasağına sonradan, çalışmakta olan 18-20 yaş arasındaki gençler hariç 20 yaş altındakiler eklendi. Ancak 65 yaş üstü grubunda olup da hâlâ çalışmakta olan yaklaşık 850 bin kişi ve 15-17 yaş grubunda olup da işi olan 550 bin dolayında genç, bu önlemle çalışamaz oldular. Dolayısıyla bu önlemle de 1 milyon 400 bin kişi işsizler ordusuna katıldı. Böylece, kapatılan işyerlerinin 1,5 milyon dolayındaki işsizine, sokağa çıkmaları yasaklandığı için işinden olan 1,4 milyon kişi katıldı ve salgın döneminde bu iki kaynaktan ortaya 3 milyona yakın işsiz çıktı. Salgın öncesi 4,5 milyon olan işsiz sayısı bu önlemler sonucu 7,5 milyona yaklaştı.

Ama bitmedi. Bunlara, üçüncü bir grup olarak krizle birlikte daralan talebin karşısında mal ve hizmet arzı düşen işyerlerinden ortaya çıkan işsizler de eklendi. Bunların da sayıları henüz belli değil ve kanama sürüyor. Ancak bu tür işyerlerinden İşsizlik Sigortası Fonu’na “kısa çalışma ödeneği” isimli üç aylık bir maaşı almak için başvuran işyerlerinin sayısının 70 bini, bu işyerlerinde çalışan sayısının ise 1 milyonu aştığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zümrüt Selçuk tarafından açıklandı.

Ancak, bu yolun faturasını azaltmak üzere AKP iktidarı bir başka önleme başvurdu. Hazırlanan bir yasa taslağı ile üç ay, gerekirse üç ay daha olmak üzere altı ay süreyle işten çıkarmaların yasaklanacağı öngörüldü. İşverene ise işçilerin iş sözleşmelerini feshetmeden üç ay, gerekirse altı ay süreyle ücretsiz izne çıkarma yolu açıldı.

Peki, ücretsiz izne çıkarılanlar ne ile geçinecekler? Taslak, bu durumdaki işçilere günde 39 TL, yani ayda 1177 TL’nin (yaklaşık 175 dolar) devletçe İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenmesini öngörüyor. Ödenecek bu para, “kısa çalışma ödeneği” formatında ödenecek meblağın yarısı bile değil. Kısa çalışma ödeneği uygulanacak olsa 1752 TL ile 4 bin 381 TL arasında ödenek alacak işçiye, bu taslak düzenleme ile sadece 1177 TL ödenecek. Bu vahim bir durum ve işçileri memnun edecek gibi görünmüyor. Taslağa itirazların işe yarayıp yaramayacağını ise önümüzdeki günler gösterecek.

Bu düzenlemeden çıkacak işsiz sayısının en az 2 milyonu bulacağını söylemek mümkün. Böyle olursa eğer, COVID-19 salgını öncesinin 4,5 milyon işsizi ile, üç farklı kaynaktan gelenlerle işsiz sayısının 10 milyona dayandığını söylemek abartı sayılmaz. “İşgücü,” yani işi olanlar ile işsizlerin toplamını ifade eden insan sayısı salgın öncesi gibi 32 milyonda kalırsa, işsizlik oranının yüzde 14’ten yüzde 30’lara çıktığını söylemek durumundayız.

Bu yazı ilk olarak Al Monitor Türkçe'de yayımlanmıştır. Yazının devamını okumak için tıklayınız.

ETİKETLER

Tümü Mustafa Sönmez - Diğer Yazıları

İşsiz sayısı yüzde 100 artışla 10 milyona koşuyor 13.04.2020

Editörün Seçimi