AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş: İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması gerçekten yanlıştı

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanmasının yanlış olduğunu belirttiği açıklasında "Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır" dedi.

'ÇOĞU ARKADAŞIMIZIN KANAATİ DE BU YÖNDEDİR'

Kurtulmuş, bir TV programında yaptığı konuşmada" İstanbul Sözleşmesi'ni okumuş, üzerinde çalışmış biri olarak söylüyorum. Sözleşmenin imzalanması gerçekten yanlıştı" dedi. İki tane hususa dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş şunları kaydetti:

"Biri toplumsal cinsiyet meselesi diğeri cinsel yönelim. LGBT gibi marjinal unsurların ekmeğine yağ sürecek kavramlar olduğu ya da arkasına sığınarak faaliyet yapılabilecek alanlar olduğu görülüyor. Yine sözleşmenin içinde yer alan 'sözde namus, örf, adet gibi konularla mücadele etmek hükümetlerin vazifesidir' gibi bir kavram geçiyor. Bunlar asla kabul edilebilir hususlar değildir. İstanbul Sözleşmesi yanlış bir şeydir. Bunlar çoğu arkadaşımızın ve milletimizin kanaati de bu doğrultudadır. İstanbul Sözleşmesi olmazsa kadına karşı şiddet artar tezi yanlış bir tez."

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin kısa adı İstanbul Sözleşmesi'dir. 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren sözleşme, özel olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti hedef alan ilk Avrupa sözleşmesi olma niteliğini taşıyor. Sözleşme, bugüne kadar Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülke tarafından onaylanmıştır. Türkiye, Sözleşme'yi imzaya açıldığı 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalamış, 14 Mart 2012 tarihinde ise onaylamıştır. Fakat bazı taraflar bu sözleşmeyi tartışmaya açarak gündeme getirmektedir. Sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanması halinde kadına karşı şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenebileceği ifade edilirken, sözleşmenin "aile yapısını bozduğu", "toplumu yozlaştırdığı" gibi iddialarla sözleşmenin feshedilmesini isteyenler de bulunuyor.

AYASOFYA AÇIKLAMASI

Ayasofya'nın ibadete açılmasına yönelik tartışmalara ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Ayasofya'nın statüsünün ne olacağı konusu hiçbir yabancı ülkeyi ve hiçbir yabancıyı ilgilendirmez. Bu doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenlik hakkıdır ve aziz milletimizin vereceği bir karardır. Millet adına ülkeyi yönetenlerin vereceği bir karardır. Bugün de yürütmedeki bu uygulamaya karşı açılmış olan bir dava Danıştay'da görülecek, bağımsız Türk yargısı bu konuda kararını verecektir. Nihayetinde sözde kararda Türkiye'nindir bir kere herkesin bu anlamda hakkını, haddini ve durması gereken yeri bilmesi lazım." diye konuştu.

Kurtulmuş, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Ayasofya'ya yönelik açıklamalarına ilişkin, "Sayın Pompeo'nun basına düşen açıklamasında fevkalade rencide edici cümleler de vardır. Sanki Türkiye'de var olan bizden önceki yani Osmanlı'dan önceki Türkler'in Anadolu'daki varlığından önceki Selçuklulardan önceki kültürel varlıkları sanki korumakta zorlanıyormuş ya da korumuyormuş bunlara sahip çıkmıyormuş gibi bir imajla üstten bir üslupla ders verir gibi eğer bunları yaparsanız ilişkimiz düzelir anlamına gelen sözler söylemiştir ki bunlar asla kabul edilemez." ifadelerini kullandı.

'HERKESİN HADDİNİ BİLMESİ LAZIM'

Türkiye'nin var olan bütün kültürel mirasına sahip çıktıklarını belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir kere herkesin haddini bilmesi lazım. Amerika'da 2 siyahiye müsamaha gösteremeyenlerin onları içselleştiremeyenlerin kalkıp da Türkiye'ye kültür konusunda ders vermeye hakları yoktur. Bu anlamda Ayasofya meselesi Türkiye'nin egemenlik meselesidir, egemenlik hakkıdır. Nasıl Türkiye bu konuda karar verecekse karar verir. Bir de tabii milletin beklentileri var, şu anda kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki sadece AK Parti tabanı değil AK Parti tabanının yüzde 90'lara varan kısmı MHP ve İYİ Parti tabanının çok çok büyük bir kısmı aynı şekilde. Hatta CHP ve HDP tabanının çok büyük bir kısmı önemli bir kısmı Ayasofya'nın ibadete açılması konusunda hemfikirdir. 

Burada bir toplumsal bir talep var. Ayasofya'nın günün şartları içerisinde tekrar yeniden ibadete açılmasını sağlamak mümkündür. Bu şu anlama gelmiyor yani orada var olan Hristiyanlığa ait eserlerin, şimdiye kadar gözümüz gibi baktığımız o eserlerin bundan sonra da bir şekilde korunmayacağı anlamına gelmiyor, tam tersine onları da koruyarak Ayasofya'nın ibadete açılmasının artık vakti gelmiştir diye düşünüyorum. İnşallah bugün Danıştay'dan bu yönde bir karar çıkar ve uygulamayı ortaya koymuş oluruz."

'İNSANLIK DIŞI'

Numan Kurtulmuş, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ve yeni doğan çocuğu ile ilgili sosyal medyadan hakaret içerikli paylaşım yapanlara yönelik, "Sosyal medyada en son olay Esra ve Berat Albayrak kardeşlerimize karşı yapılan bu saldırı gerçekten insaf dışıdır, insanlık dışıdır, ahlak dışıdır, haysiyetsizliktir ve şerefsizliktir ne derseniz deyin bunun herhangi bir şekilde 'Efendim ben fikrimi sosyal medyada açıklıyorum' ile izah edilebilir bir tarafı yoktur. Beğenmeyebilirsin, eleştir yaptığı uygulamalarla ilgili herhangi bir şey söyle herhangi bir insan hakkında ama ben bir insana kategorik olarak nefret dili ile konuşacağım hele hele yeni doğmuş bir çocuk üzerinden masum bir bebek üzerinden ve bir ailenin bir ebeveynin en önemli sevinç anlarından birisi olan çocuklarını o ele alıp ona dünyaya hoş geldin dedikleri bir dönemde çok ağır hakaretler etmek gerçekten insanlık dışı bir durumdur. " diye konuştu.

'TÜRKİYE'DE BİR MUHATAPLIĞI YOK'

Sosyal medyada hedeflerinin özgür bir iletişim alanı haline dönüştürülmesi ve insanların hak ve hukukunu koruyabilen bir platform haline gelmesi olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Bunun mutlaka sağlanması lazım ve bu anlamda siber suçlar konusunda gerekli düzenlemelerin de belki yapılması gerekiyor. Yani buradaki en önemli hususlardan birisi de sahte hesaplar üzerinden nasılsa ben bilinmiyorum tanınmıyorum diyerek yapılan saldırılardır bunların kaldırılması lazım." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, yaygın kullanım alanı bulunan sosyal ağlara yönelik, şunları söyledi:

 "Bu sosyal mecralar üzerinden olağanüstü yüksek miktarlarda para kazanıyorlar, reklamlar vasıtasıyla bunların Türkiye'de kazandıkları paralar karşılığında herhangi bir vergi ödemiyorlar, hukuk bakımından eğer bu mecralar üzerinden bir suç işlenirse bunların hukuki muhatapları yok. Biz istiyoruz ki bu firmaların Türkiye'de hukuki muhatapları olsun. Bunlar diğer bütün firmalar gibi medya alanında medya iletişim alanında var olan faaliyet gösteren konvansiyonel medya nasıl burada hukuki bir takım muhataplıklara karşı karşı karşıya geliyorsa, bu sosyal medya şirketleri de aynı şekilde muhatap olsunlar. Burada var olsunlar yani af edersiniz bir sabun gibi tutamıyorsunuz bir duman gibi görüyorsunuz ama ne belli değil. Bir uluslararası şirket tamam eyvallah ama bu şirket Türkiye'de faaliyet gösterirken Türkiye ile bu şirketler daha doğrusu, Türkiye'de bir muhataplığı yok bunun olmasını arzu ediyoruz."

Tükenmez Haber, AA

ETİKETLER

Editörün Seçimi