Erdoğan: 15 Temmuz hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ülkemizi işgal girişimiydi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin 4. yıldönümünde yaptığı konuşmada, "15 Temmuz hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ülkemizi işgal girişimiydi" derken, "Tanka yumruk, savaş uçağına levye fırlatan, namluya alnını dayayan bu milletin önünde kim durabilir?" ifadesini kullandı.

Beştepe'de ulusa sesleniş konuşması yapan Erdoğan, 15 Temmuz 2016'da Türkiye'ye bir işgal girişiminde bulunduğunu söylerken, "Kendi ordumuzdaki teröristlerin kullanılmış olması, buna alçakça ihaneti de eklemiştir. Tekbirler, selalar, dualar eşliğinde kıyama kalkan milletimiz, vatanının özgürlüğüne sahip çıkarak hainleri tepelerken, kendi üzerinde hesap yapanların da hevesini kursağında bırakmıştır" şeklinde konuştu.

"Konu vatanımız, ezanımız, bayrağımız olduğunda çelik bir yumruk olup tepelerine biniyoruz" diyen Erdoğan, Gezi Parkı direnişini de hedef gösterdiği açıklamasında "Ağaç bahanesinin arkasına sığınanlarla, adalet kisvesi altında milli iradeyi teslim almaya çalışanlar da, çukurlarda bölücülük yapanlar da, sınırlarımızı kuşatmaya kalkanlar da bu akıbetten kurtulamamıştır" ifadesini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"15 Temmuz darbe girişiminin 4. yıldönümü. Bu müstesna günde milletimizin muhteşem zaferini diğer yanda darbe sırasında kaybettiğimiz kardeşlerimizin hüznünü yaşıyoruz. Hainlerin kurşunları ve bombalarıyla şehit olan 251 insanımıza rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Darbe gecesi şehitler kervanına katılan 251 kardeşimizin tamamının ismi kalbimize ve tarihimize kazınmıştır.

"O gece darbecilere direnmek için sokaklara, meydanlara akın akın koşan milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum. Hayatının baharındaki körpe fidanlardan, bastonuna yaslanan ak sakallı büyüklerimizin mücadelesi asla unutulmayacaktır. Ankara'da külliye, İstanbul'da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne anıtlar yaptık. Milletimizin 15 Temmuz'da destan sıradan darbe teşebbüsü onu bastırma hikayesi değildir. 15 Temmuz'u anlamak için bu topraklarda bin yıllık mücadelemize bakmak gerekiyor. Malazgirt'ten bu yana vatanımızın her bir toprağını nasıl şehit kanlarıyla yoğurduğumuzu anlamak gerekiyor, 15 Temmuz'da anlamak için Ayasofya ve fethini anlamak gerekiyor.

"Kadınıyla erkeğiyle, genci yaşlısıyla Türk milleti ülkesinin sahipsiz olmadığını göstermiştir. Bugün yerin üstünde yaşayanları ve yerin altındaki şehitleriyle Türkiye'nin sahibinin bu aziz millet olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Artık tamamen sönüp gittiği düşünülen istiklal ateşinin közlerinin altından yeniden harlanabileceği anlaşılmıştır.

"15 Temmuz'u Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak ilan ettik. 15 Temmuz gecesi hürriyet aşığı bu millete tekrar zincir vurmayı denediler, başaramadılar. Beni böyle bir milletin ferdi olarak yarattığı için Allah'ıma hamd-ü senalar ediyorum. 15 Temmuz hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ülkemizi işgal girişimiydi. Kendi ordumuzdaki teröristlerin kullanılmış olması, buna alçakça ihaneti de eklemiştir. Tekbirler, selalar, dualar eşliğinde kıyama kalkan milletimiz, vatanının özgürlüğüne sahip çıkarak hainleri tepelerken, kendi üzerinde hesap yapanların da hevesini kursağında bırakmıştır. Milletimiz hiçbir zorlamaya maruz kalmadan, hiçbir karşılık beklemeden kendi inisiyatifi ile harekete geçmiştir. 1 asır önce vatan topraklarının dörtte üçünü kaybeden milletimiz 15 Temmuz'da bir daha aynı fırsatı vermeyeceğini dünya aleme ilan etmiştir.

"Türkiye 83 milyon vatandaşı ve 81 vilayeti ile güzeldir. Türkiye birliğiyle, beraberliğiyle güzeldir. Türkiye dostluğuyla, kardeşliğiyle güzeldir. Kimsenin bunları bozmasına izin vermeyeceğiz. FETÖ içeriden, PKK dışarıdan kimi alttan, kimi üstten ne kadar uğraşırsa uğraşsın ezanımızı susturamayacak, bayrağımızı indiremeyecekler. 15 Temmuz, son devletimizi yıkarak vatanımızı ele geçirmeye çalışanlara bunu ancak milletimizin son ferdi, son nefesini verdiğinde mümkün olabileceğinin ifadesidir. Ayasofya'da susturulan ezanı nasıl 86 yıl sonra yeniden semaya yükselttiysek, yeminli düşmanlarımızın her defasında indirmeye çalıştığı bayrağımızı nasıl her defasında daha yükseğe astıysak, terör örgütlerinin saldırılarını da bertaraf etmekte kararlıyız.

"1. Dünya Savaşı için Osmanlı'nın paylaşım kavgası derler. Aynı hayallere kapılanları hüsrana uğratacağız. Ülkemizi siyasi, ekonomik, askeri kuşatma altına almaya çalışanların senaryolarını çok daha büyük vizyonları hayata geçirerek yırtıp atıyoruz. Bölgemizde pek çok devleti iç karışıklıkla sarsıp işgal edenlere Türkiye'nin öyle bir ülke olmadığını gösteriyoruz. Milletimizin kendi içindeki görüş ayrılıkları ve tartışmalara bakarak niyetlerini bozanlara cevabımızı konu vatanımız, ezanımız, bayrağımız olduğunda çelik bir yumruk olup tepelerine biniyoruz.

"Ağaç bahanesinin arkasına sığınanlarla, adalet kisvesi altında milli iradeyi teslim almaya çalışanlar da, çukurlarda bölücülük yapanlar da, sınırlarımızı kuşatmaya kalkanlar da bu akıbetten kurtulamamıştır. Teslim almak için her yola başvurdukları Türkiye'nin, yeniden ayağa kalkışı karşısında şaşkınlığa uğrayanlara diyoruz ki, daha bitmedi, bu milletin daha söyleyecek çok sözü, hayata geçirecek çok projesi var. Bu devletin daha hayata geçirecek çok potansiyeli var.

"Bu millet, yüreği ve bileği güçlü olmanın yanında arkasında ancak gönül gözü açık olanların fark edeceği dua ordusu olan bir millettir. İslam'la müşerref olarak bu duayı aldık. Ayak bastığımız her yerde mazlumların, mağdurların yanında durarak bu duayı aldık. Asırlar boyunca süren haçlı seferlerinde Anadolu'yu çapulculara mezar ederek, İstanbul'u fethederek, Hint okyanusundan Viyana önlerine kadar, Çanakkale'den 15 Temmuz'a kadar arkasında yedi düvelin olduğu her saldırıya göğsümüzü siper ederek bu duayı aldık. Kahraman ordumuz cephede harp ederken dua ordulumuzla onlarla birlikte başka bir harp veriyordu. Fatih'in askerleri İstanbul surları önünde dizi dizi saldırıya geçerken, geriye bekleyenler 'bugün şehit olma sırası bize geldi' diyerek seviniyordu. Çanakkale'de her asker grubunun arkasında şehadet sırasını bekleyen bir başka grup vardı.

"Uzun yıllarda terörle mücadelede benzer birçok hadise yaşandığını biliyoruz. 15 Temmuz'da darbecilerin silahların üzerine şehadet umuduyla dimdik yürüyen nice kahramanlarımız var. Ne mutlu peygamberin yoldaşı olanlara, rabbimizin müjdelediği kutlu yolda ilerleyenlere. Güçlü olmak sayıca, silahça güçlü olmak değildir. Asıl hakkın yardımına mazhar olmak güçlü olmaktır. 15 Temmuz'da milletimiz bizzat bu hakikatı yaşamıştır. Tanka yumruk, savaş uçağına levye fırlatan, namluya alnını dayayan bu milletin önünde kim durabilir?"

ETİKETLER

Editörün Seçimi