Erkan Baş: İnsanlar can derdindeyken, iktidar Saray derdinde

TÜKENMEZ HABER- Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin grup toplantısında konuştu. Baş, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bingöl Depremi'nden sonra yaptığı konuşmayı hatırlattı. Erdoğan'ın 2003 Bingöl Depremi'nden sonra yaptığı konuşmada "Kırılan fay değildir. Kırılan ar damarıdır. Binaların yıkılmasının asıl sebebi ahlak hırsızlığıdır. Demokrasiden çalmaktır. Siyasi yankesiciliğidir. Depremde insalarımızın ölmesi sadece malzemeden çalma hırsızlığı değildir. Aynı zamanda insalık hırsızlığıdır. Kader diye geçiştirilemez" dediğini hatırlatan Baş, "Doğru, kırılan sadece fay hattı değildir, bu örnekte de gördüğümüz üzere kırılan aslında iktidarın ar damarıdır" ifadelerini kullandı. İktidarın Meclis Genel Kurulu'na bir imar yasası getirdiğini söyleyen Baş, "Bir deprem felaketi yaşanmışken, beyefendiye yeni bir Saray yapılması için yasa çıkartmanın çabası içindeler. İnsanlar can derdindeyken, iktidar Saray derdinde" dedi.

'DEVLETİN SORUMLULUKLARININ TARTIŞILMASI KAÇINILMAZDIR'

Erkan Baş'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Hayatı değiştiren yoksulluklara yol açan bu gibi olaylarda devletin görev ve sorumluluklarının tartışılması-sorgulanması da kaçınılmazdır.

'AKP İKTİDARININ FAŞİZAN UYGULAMALARIDIR'

Yıllardır ödediği vergileri soran yurttaşlara hakaretler yağdırmak, yetmeyince üzerine polisi, savcıyı salıp soruşturma açmak AKP iktidarının faşizan uygulamalarıdır.

'İKTİDARIN BİR SİYASİ ŞOVUNA ÇEKİRMEKTE'

Halkımızı, muhalefeti 'siyaset yapmayın' diye hizaya getirmeye çalışan iktidar, kendisi ise siyasetin alasını yapmakta, depremi eline geçirdiği bütün olanakları kullanarak iktidarın bir siyasi şovuna çevirmektedir.

'AKP GENEL BAŞKANI KURTARICI GİBİ GÖRÜNSÜN DİYE ENKAZDAN KURTARILAN BİR YURTTAŞIMIZ BEKLETİLİYOR'

Basına yansıyan bilgilerden öğrendiğimize göre, AKP Genel Başkanı kurtarıcı gibi görünsün diye enkazdan kurtarılan bir yurttaşımız bekletiliyor ve Tayyip Erdoğan geldiği sırada enkazdan çıkarılıyor. Bu en hafif deyimiyle utanmazlıktır.

'AFFEDİLMEZDİR'

Derhal hastaneye götürülmesi gereken bir insanı AKP Genel Başkanı yanında fotoğraf çektirecek diye bekletmek affedilmezdir.

'DEPREM NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDEN TEK BİR SERVET SAHİBİ VAR MI?'

Yaptıkları tek şey Diyanet İşleri Başkanı'nı bölgeye gönderip orada insanlara bu ölümlerin doğal karşılanması gerektiğini anlatma görevidir. Deprem doğal bir olaydır, bu doğru. Fakat doğal olmayan depremden ölmektir. Biz burada çok basit bir soru sormak istiyoruz. Bunca yıldır depremlerle yaşayan bir ülke olduğumuz gerçeği ile soruyoruz. Deprem nedeniyle hayatını kaybeden tek bir servet sahibi var mı? Zenginler, para babaları depremden ölüyor mu? Bu kader dedikleri şey neden hep sadece ve sadece yoksullara, işçilere kader oluyor?

'DEPREMİ BİR FELAKETE DÖNÜŞTÜREN ŞEY SİYASAL İKTİDARIN SORUMLULUĞUDUR'

Depremin ağır ya da hafif atlatılması tamamen siyasetle ilgilidir. Depremi deyim yerindeyse bir felakete dönüştüren şey siyasal iktidarın sorumluluğudur. Kötü binalar, bu binaların yapılmasına izin verilmesi, denetimsizlik, rüşvet, kayırmacılık gibi etkenlerin tamamı depremi felakete dönüştüren iktidar kurumlarıdır. Dolayısıyla deprem vergilerinin nereye harcandığını sormak suç değildir. Halkın acılarını kendileri için siyasi rant haline getirmek üzere uydurdukları 'birlik ve beraberlik' edebiyatlarını kabul etmek zorunda değiliz.

DEPREM VERGİLERİ

Türkiye'de pek çok yurttaşımız haklı olarak deprem vergilerinin hesabını sormaya başlayınca iktidar hep bir ağızdan 'o dönem oldu' diyerek kendini kurtarma derdine düştü. Doğrudur, deprem vergileri Marmara Depremi'nin açtığı büyük yaraların sonrasında dönemim DSP, MHP, ANAP koalisyonu tarafından bir gelir bulma ihtiyacı olarak gerekçelendirilmiştir. 'Deprem vergisi' diye anılan özel iletişim ve özel işler vergileri yasası o dönem hazırlanmıştı. IMF ile görüşülmüş ve Meclis'e gönderilmişti. O dönem halkın buna öfke duyacağı, tepki gösterileceği düşünüldüğü için hükümet meseleyi soğuttu daha sonra Düzce Depremi'nden sonra bu sefer tasarıyı raftan indirdi ve yeni vergilerle genişletildi.

UNAKITAN'IN TOKER'E VERDİĞİ 'DEPREM VERGİSİ' CEVABI

Yine hatırlanacaktır, bir defalığına hazırlanmıştı Kasım 99'daki yasa fakat daha sonra her seferinde bir yıl bir yıl uzatıldı ve nihayetinde AKP iktidarının ilk Maliye Bakanı Kemal Unakıtan döneminde. Üstelik Unakıtan'ın gazeteci Çiğdem Toker'e söylediği çok etkileyici bir cümle var. Sayın Çiğdem Toker, muhabirlik yaparken Unakıtan'a 'Deprem için konulan bu vergiler beş yıldır birer yıl uzatılıyor. Bunları kalıcı hale getirmeyi düşünüyor musunuz?' diye soruyor. Cevap 'Milleti aldatmanın alemi yok. Vergiyi getirirken bir gerekçe varmış. Deprem vergisi denmiş. Bütçe açığını kapatmak için konulmuş bugüne kadar depremzedeye mi gitmiş ki? Yıllardır topluyoruz bu vergileri. Bu vergileri yeniden yapılandırmaya gideceğiz. Gerekli düzenlemeleri yapacağız' demiş. Ve arkasından bildiğimiz gibi daha sonra bu vergiler AKP iktidarında kalıcılaştırmış oldular. Fakat hiçbir zaman deprem hazırlıkları için kullanılmadı.

'36 MİLYAR DOLARA YAKIN PARA TOPLANDI'

2013 tarihinden bu yana kalıcı hale gelen özel iletişim ve özel işler vergisi yoluyla bugüne kadar halkın cebinden 36 milyar dolara yakın para toplandığı bilgisi kamuoyunun gündeminde.

'SUÇLAR BUNLARLA DA İBARET DEĞİL'

AKP'nin yaptığı şey bunun sorgulanmasının önüne geçmek. Bu bir suç. Suçlar bunlarla da ibaret değil. 26 Eylül 2019'da gerçekleşen 5.8 büyüklüğündeki İstanbul Depremi'nin ardından Meclis'e verilen ve bugüne kadar deprem için yapılan çalışmalara araştırma önergesinin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlatmamız gerekiyor.

AFET TOPLANMA ALANLARI

Afet toplanma alanları ile ilgili TMMOB'nin saptamalarına göre, 496 tane olması gerekirken şu anda ulaşılabilenlerin sayısı sadece 77. Afet toplanma alanlarının yerine AVM'lerin inşaa edildiği de hepimizin bilgisi dahilinde.

ACİL ULAŞIM YOLLARI

Bilinen acil ulaşım yollarının çoğunun denetimsizlik nedeniyle araç işgali altında. İnşaat Mühendisleri Odası'nın yayımladığı bir rapor çarpıcı veriyi sunuyor. Mevcut binalarımızın yüzde 67'sinin ruhsatsız, yüzde 60'ının 20 yaşından büyük olduğu gerçeğiyle karşı karşıya bu ülke.

'RANTSAL DÖNÜŞÜM'

Kentsel dönüşüm çalışması ise tümüyle rantsal dönümüşüme çevrilmiş durumda. Yoksulların mahallelerindeki binaların değil genellikle rant getirecek alanlardaki binaların yenilendiğini biliyoruz.

'BU VESİLE İLE 11.5 MİLYAR PARA TOPLANDI'

Yerel seçimlerden hemen önce bir imar barışı uygulandı ve Çevre ve Şehircilik Bakanı'nın verdiği rakamlara göre, 10 milyon kişi af için başvurdu. Bu vesile ile 11.5 milyar lira para toplandı. Hiçbir resmi denetim yapılmadan mülk sahibinin beyanına dayandırarak sağlam belgesi verildi. Şu anda belki de milyonlarca yurttaşımız kaçak binalarda güvensiz bir şekilde yaşamak zorunda bırakıldı.

'SOSYALİST BİR İKTİDARDA TEK BİR İŞÇİ BİLE DEPREMDEN ÖLMEZ'

İşçilerin iktidarında, sosyalist bir iktidarda tek bir işçi bile depremden ölmez. Çünkü; depreme hazırlık, deprem öncesi, sırası ve sonrası için çok boyutlu bir konudur. Her bir başlık rant ve çıkar politikalarından uzak, yurttaşların can güvenliğini önceliyerek, bilimi temel alan bir merkezi planlamayla ele alınırsa insanların depremde hayatlarını kaybetmesi söz konusu bile olamaz.

'BİLİM YAŞAM İÇİN YOL GÖSTERİR'

Bilim yalnızca merak gidermez, bilim yaşam için yol gösterir. Depremi kadere, depremde ölmeyi fıtrata bağlayan gerici anlayışa karşı gerçek yaşamda ve afet yöntemlerinde bilim uygulandığında insanlar hayatlarını kaybetmiyorlar. Kentin tüm bileşenlerinin depreme hazırlandığı, yurttaşlara deprem bilinci kazandırılan belediyelerin, idari kurumların, okulların, hastaneleri dönüştürerek, acil eylem planları hazırlayarak depremde insanlarımızın can güvenliğini sağlamak pek ala mümkündür. İl, ilçe, mahakke, köy düzeyinde halkımızı depreme karşı seferberliğe çağırıyoruz. Özellikle deprem sonrası ilk 72 saatte hayatta kalabilmek için toplumsal dayanışma ağlarının şimdiden mahalle mahalle, sokak sokak örülmesi son derece önemlidir. AKP iktidarının umursamadığı işçiler, ancak kendi örgütlenmeleriyle ayakta kalabilecektir.

'KIRILAN ASLINDA İKTİDARIN AR DAMARIDIR'

Bugün basına yansıyan bir konuşmayı size aktarmak istiyorum. 'Kırılan fay değildir. Kırılan ar damarıdır. Binaların yıkılmasının asıl sebebi ahlak hırsızlığıdır. Demokrasiden çalmaktır. Siyasi yankesiciliğidir. Depremde insalarımızın ölmesi sadece malzemeden çalma hırsızlığı değildir. Aynı zamanda insalık hırsızlığıdır. Kader diye geçiştirilemez. Tedbirli olmak, aklını kullanmak insanın en büyük vasfıdır. Türkiye yıllarca har vurup harman savurma mantığı ile yönetildiği için bu sonuçlar yaşanıyor. Gerçekleri konuşmalıyız. Deprem konusunda yıllardır hiçbir önlem alınmadı. Yıllardır hiçbir çözüm üretilemedi. Sadece vaat üretildi. Depremlerde ortaya çıkan felaketlerin asıl sebebi kamudaki yolsuzluklardır.' Bu sözler bana ait değil. Bu sözler bugün 'Depremi durdurma şansımız var mı ki?' diyen ve deprem sonrası inşaatlar yapmakla övünen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2003 Bingöl Depremi'nden sonra yaptığı bir konuşmadan alınmıştır. Doğru, kırılan sadece fay hattı değildir, bu örnekte de gördüğümüz üzere kırılan aslında iktidarın ar damarıdır.

'AHLAT'TA SARAY İNŞAATI DEVAM EDİYOR'

İktidar, Meclis Genel Kurulu'na bir imar yasası getiriyor. Peki ne var burada? Ağustos 2018'de AKP'li Cumhurbaşkanı Ahlat'ta bin 71 metrekare oturma alanı olan 10 dönümlük arazide Selçuklu mimarisi ile bir Cumhurbaşkanlığı köşkü yapılacağının talimatını verdiğini söylemişti. Ocak 2019'da da Ahlat'ta yapılmak istenen bu Cumhurbaşkanlığı Köşkü için yine AKP'lilerin teklifiyle bir değişiklik yapıldı. Değişiklikle köşk arazisinin sınırları belirlendi. Özel bir hüküm getirildi. Temmuz 2019'da da Anayasa Mahkemesi torba kanunuyla getirilen kanun hükümlerini iptal etti. Mahkeme iptal gerekçesinde diyor ki 'Herkesin ortak kullanımına açık olması zorunludur' . Anayasa Mahkemesi'nin kararına rağmen Ahlat'ta Saray inşaatı devam ediyor.

'İNSANLAR CAN DERDİNDE, İKTİDAR SARAY DERDİNDE'

Bir deprem felaketi yaşanmışken, yeni deprem felaketleri yaşamamak için ne yapmak gerekir, bununla ilgili düzenlemeler yapılması gerekir diye tartışılırken arada derede Meclis Genel Kurulu'nda beyefendiye yeni bir Saray yapılması için yasa çıkartmak için çaba içerisindeler. Biz bu yasanın çıkmaması için elimizden geleni yapacağız. Bu iktidarın sokaklarda gezememesi gerektiğini burada bir kez daha vurgulamak istiyorum. İnsanlar can derdindeyken, iktidar Saray derdinde. Sanki yeteri kadar sarayı yokmuş gibi bir saray daha yapmak için çaba sarfediyor."

ETİKETLER

Editörün Seçimi