CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasına Elazığ depreminde yaşamını yitiren 41 yurttaş için baş sağlığı dileyerek başladı. Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelere yaptıkları yardımlarından dolayı teşekkür etti.

'DEPREMDE ÖLENLERİN GÜNAHI ONLARIN BOYNUNA'

Depremle ilgili önergelerin TBMM'de reddedildiğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, 'Bu paraları, deprem vergilerini nereye harcadın? Bunu soran vatandaş linç ediliyor. 3 ay önce deprem dolayısıyla alınması gereken önlemlerle ilgili araştırma önergesi verildi. 3 ay önce. AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Depremde ölenlerin bütün günahı onların boynundadır' diye konuştu.

'KIRILAY FAY HATTI DEĞİL SARAY İKTİDARININ AR DAMARIDIR'

2016 yılında Elazığ milletvekili Ali Özcan'ın TBMM'de yaptığı konuşmayı hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Elazığ'ın deprem kuşağında olduğunu biliyordu. 2016 yılında yaptığı konuşmada 'Elazığ için deprem tedbirlerini görüşelim' diye önerge vermişti. Yasama organı ne diyor? Ya biz kanun çıkardık, vatandaş vergiyi de veriyor. Bakalım şu yürütme organı üstüne düşen görevi yaptı mı, yapmadı mı? Bir araştıralım. Reddedildi. Milletvekilimiz yapmayın etmeyin diye yalvarıyor. Yarın öbür gün deprem olur, insanlar hayatını kaybeder diye yalvarıyor, önerge reddediliyor. Kırılan fay hattı değil, Saray iktidarının ar damarıdır" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkan diğer kısımlar şu şekilde:

-Onat Kutlar, Metin Göktepe, Hrant Dink, Uğur Mumcu bir ocak ayında öldürüldü. Muammer Aksoy, Gaffar Okan bir ocak ayında öldürüldü. Kimisi yazılarıyla, kimisi konuşmalarıyla toplumu aydınlatan kişilerdi. Fakat terör bu insanları aramızdan ayırdı. Onların ilkelerini yaşatmak boynumuzun borcudur.

-Bugün Gezi davası görülüyor. Vicdanı olan herkes Osman Kavala'ya haksızlık yapıldığını biliyor. En son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kadar da olmaz dedi. Osman Kavala'nın tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Hala tahliye edilmedi. Böyle bir adalet olur mu? İnşallah bugün görülen davada Osman Kavala tahliye edilir ve adalet sağlanmış olur.

-Devlet topluma hizmet eder hale getirilmeli. Huzur içinde, barış içinde yaşamak istiyoruz. Huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Gelecek kaygısı olmayan, güvenli bir ülke istiyoruz. Devletin dini adalettir. Adaleti sağlamak bütün sivil toplum örgütlerinin ortak amacı olmak zorundadır.

-Herkesin aşı, işi olsun istiyoruz. Anneler çocuklarını huzur içinde okula göndersinler. Çalışan herkes alın terinin karşılığını almalı. Bu da bizim taleplerimizden biridir. Bugünlerde soğan üreticileri dertli. Alın terinin karşılığını alamıyor soğan üreticisi. Mutfaklarda yangın olmasın, mutfaklarda bereket olsun istiyoruz. Üniversiteler bilim üretsin istiyoruz. Kimse inancından, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmesin istiyoruz. Farklı düşünüyor diye kimse cezalandırılamaz.

-Depreme dayanıklı güvenceli evlerde yaşamak isteriz. Bunlar gerçekleşsin diye, kendi içinde barışık bir toplum, bilime değer veren bir toplum düşünün. Farklı düşünüyor diye kimseyi suçlamayan bir toplum düşünün. Böyle bir toplumu inşa etmek istiyoruz.

"SİYASİ İKTİDAR HER KURUŞUN HESABINI VERİLMELİ"

-Hepimiz vergi veriyoruz. Devlet adaletle yönetilecek, fakire bir şeyler vermesi lazım. Adaletle yönetilecek, sorunlarımızı çözecek. Haksızlığa uğrayan her kişinin sorununa eğilmek demek. Bizim yapmamız gereken önemli bir şey daha devleti yönetirken, vatandaştan zor alıma yönelik vergi alınıyor. Verginin hakça alınması lazım. Vergiyi doğduğunuz andan itibaren ödüyorsunuz. Hayatın her alanında vergi vardır. Kefen bezi alırken vergi verirsiniz. Biz vergiyi daha güzel bir Türkiye'yi inşa etmek için ödüyoruz. Dünyada söz sahibi olmak için ödüyoruz. Askere gidiyoruz, vatani görevimizi yapıyoruz.

-İktidarda olan hiçbir siyasetçi kendi cebinden para harcamaz. Biz onları iktidara getiririz ve bu ülkenin çıkarları için vergileri ödemek isteriz. Siyasi iktidar her kuruşun hesabını millete vermek zorundadır. Demokrasinin çıkış kaynağı da budur. Buna biz devlette şeffaflık diyoruz.

-Eğer bugün Türkiye Cumhuriyeti Uluslararası Yolsuzluk Endeksi'nde 13 basamak geriye gidiyorsa, bizden toplanan vergilerin hesabı verilmediği içindir.

-Bu soruyu sorarsam başım tehlikeye girer denilen yerde hiçkimsenin can ve mal güvenliği yoktur.

-1999 depreminin ardından Rahmetli Ecevit deprem vergileri yasasını çıkardı. Ak Parti iktidarı bunu kalıcı hale getirdi. 34 milyar dolar para bizim ödediğimiz vergi. Deprem varsa, kentleri depreme dayanıklı hale getireceksek, bu fedakarlığa katlanırız. Malatya ve Elazığ'da çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetti. Değerli arkadaşlar, vatandaş haklı olarak 17 yıldır iktidarsınız ve deprem vergisi alıyorsunuz. Elazığ ve Malatya'da deprem tahribatını önlemek için ne yaptınız? Vatandaş bunu sorabilir. Şimdi bu soru sorulur mu? Ne zaman sorucak? Vatandaş üzerine düşen görevi yaptı mı? Yaptı. Önlem almak kime düşüyor. Siyasi iktidara. Önlem al arkadaş. Kırılan fay hattı değil, kırılan saray iktidarının fay hattı. Bu paraları nereye harcadın? Ben bunu bilmek zorundayım. 3 ay önce depremden önce alınması gereken önlemler için araştırma önergesi verdik. Ak Parti ve MHP'li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Depremde ölenlerin bütün günahı onların boynundadır. Nereye harcadınız bu paraları?

"VATANDAŞIN EVİNİ DEPREME DAYANIKLI HALE NEDEN GETİRMEDİN?"

-Erdoğan depremi durdurma şansımız var mı diyor? Soru bu değil. Soru, kardeşim 34 milyar dolar para topladın. Bu vatandaşın evini depreme dayanıklı hale neden getirmedin? Soru bu. Japonya örneği var. Bizden daha şiddetli depremler oluyor, bir kişinin burnu bile kanamıyor. Nereye harcadınız siz bu deprem vergilerini? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni borçlandırdınız. Nereye gitti bu paralar? Bütün vatandaşların bu soruyu sorması lazım. Depreme dayanıklı evler yap, okullar yap. İstanbul'da hala 1999'dan bu yana el atılmamış okullar var.

"ŞOV YAPILIYOR"

-Liyakatı bitirdiler. Her şeye bir kişi karar veriyor. Kimsin sen ya! Her türlü önlemi alırsın, ben her türlü önlemi aldım dersin. Siz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Kurtarma mükemmel önlem alma sıfır. Herkes koşuyor kurtaracağız. Sanki beyefendiler inecek aşağıda vatandaşı kurtaracak. Bir de şov yapılıyor. Bu da doğru değil. Ahlaklı davranmak lazım. Devleti yöneten kişinin vatandaşa doğruları söylemesi lazım.

"250 BİN DOLARI HANGİ DERNEĞE BAĞIŞLADIN?"

-Deprem toplanma alanlarının yeri bile bilinmiyor. Deprem diye dokunmadım. Deprem var diye Tank Paleti unutmadım. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en önemli fabrikasını yabancı bir orduya peşkeş çekene vatan hani denir. 15 Temmuz şehitlerini unutmadık. Onların hakkını, hukukunu unutmadık. 52 milyon lira toplandı. Ne oldu bu paralar. Kaddafi'den 250 bin dolar para aldı. Dedi ki parayı insan hakları için çalışan derneklere bağışlayacağım dedi. 250 bin doları hangi derneğe bağışladın? Bana çık söyle. Haftaya FETÖ'nün siyasi ayağı nedir? Onu anlatacağım size.

ETİKETLER


Editörün Seçimi