Kadın bilinci, inanç, Kürtler ve Gezi… (3)

Unutmayalım…

BDP’li bir Kürt genciyle Atatürk posterli bayrak taşıyan bir genç kadının el ele direnirken, bir MHP’li-ülkücü gencin kendi sembolüyle polise karşı ve onlara destek verme anını,

Aynı çevrelerden kadınlı erkekli gençlerin PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı önünde olduklarını umursamadan el ele kol kola halay çekmesini,

Kadınlı erkekli Kürt, Türk, Laz, Çerkes, Ermeni, Rum, Alevi, Sünni, Ezidi, Hristiyan, Süryani, Solcu, Atatürkçü vd. etnik/kültürel kesimlerden yurttaşların çadırı, aşı, temizliği, kitabı, gazı nasıl paylaştığını, birbirini nasıl koruduğunu unutmayalım…



Kadın bilinci…

"Gezi'de başını bağlamayı gericiliğin tek simgesi gibi anlayan laik kadınlarla, özünde ilerici ama başı bağlı kadınlar bir araya geldiler.

Kadınlı erkekli materyalist ya da ateist eğilimli insanlar, ‘Müslüman arkadaşlar namaz kılarken rahatsız edilmemeleri için’ nöbet tuttular. Kandil, iftar gibi şeyleri kendileri teklif ettiler.

Bunun hemen olumlu karşılığı da geldi. Gezi katılımcılarına ‘ayyaş’ yaftası yapıştırılıyordu. ‘Anti kapitalist Müslümanlar kalleş olmasında ayyaş olsun, kabulümüzdür’ dediler." 1

İktidar, İslamcı bir kadın gazetecinin Kabataş yalanını doğru olup olmadığının ön araştırmasını dahi yapmadan kullanarak, halkların inanç farklılıklarına karşın buluşmasını provoke etmeye ve Gezi’nin meşru çizgisini bulandırmaya çalıştı.

Ama çok geçmedi görüntü ortaya çıktı. Yalan da…

Gezi’ye hâkim olan anlayış ise dayanışmaydı.

Emsal olsun, "Evet, benim yanımda bir türbanlı kızcağız, gaz geldiğinde türbanını çıkarttı ki onu belki hiç kimse çıkartamaz yanındakinin ağzını türbanla kapadık.

Tehlike atlatılınca türbanını taktı, ben de onun türbanını takmasına yardım ettim." 2

Gezi'de "insanların birbirini kabullenme hali vardı.

Bir grup kadın arkadaş simsiyah tesettürleriyle dayanışma toplantısına geldiler ve kürsüden söz aldılar.

Ne onların mini etekli arkadaşlara ne mini etekli arkadaşların onlara en ufak olumsuz davranışı olmadı.

Gezi kadın olmak bilincinin çok yüksek olduğu bir hareketti."3

Siyasetin insanların inancını istismar ederek toplumu gericileştirmesi projesi başka bir şey, insanların inancı ve inanç değerleri başka bir şeydi.
Gezi’de insanların inanç değerleri ile ilgili olumsuz bir şey yaşanmadı, aksine Gezi'de topluluğu şekli simgelerle insanları mahkûm eden önyargılı düşünceleri aştı.

‘Mustafa Kemal'in askerleriyiz’ sloganı atıldığında, ardından en çokta kadınlar ‘Öldürmeyeceğiz, ölmeyeceğiz, kimsenin askeri olmayacağız’ 4 sloganını atıyordu.

'Darbelerin darbeleri kovaladığı' bu memleket, Gezi’de darbeler meselesinde, kadın ve inanç meselesinde bir insanlık rüyasına tanıklık ediyordu.

Kürtler

Gezi’de bir kısım Kadınlı erkekli Kürt gencinin "Sizin başınıza ufacık bir şey geldiğinde, bak bütün Türkiye ayaklandı. Ama biz yıllardır bu zulmü yaşıyoruz, hiç oralı olmadınız!" 5 kıyaslaması bir yere kadar anlaşılırdı.

Ancak Gezi'de ‘8 ölü, 8500 yaralı vardı. 14 kişinin gözü çıktı. Yüzlerce kedi köpek telef oldu. Kuşlar öldü. Evde oturduğu halde gaz yediği için astım krizi geçiren kayda girmeyen insanlar vardı. Ölenler vardı.’ 6

Gezi bütün kapsamı ile kamuoyuna yansımadı.

Geziciler ‘... İstanbul'un, İzmir'in göbeğinde, bu kadar büyük şiddet duyurulmuyorsa, demek ki o coğrafyada neler olmuştur kim bilir, biz duymadık!’ 7 diyerek özür diliyorlardı Gezi kürsülerinden.
"Benim kuşağım Kürt meselesinde fazla yoktu.

Ama Gezi’deki saldırılara medyada yer verilmemesinden yola çıkılarak Kürdistan’da yaşananlara ilişkin medya karartması fark edildi.

Farkındalık ve empati oluşmaya başladı.

Sonra Hevsel bahçeleriyle Gezi aynı noktaya geldi zaten.

Medyanın tamamen bir iktidarın aracı olduğunu öğrendiği noktada farklı düşünmeye başladı." 8

Halkların hayatın içinden doğru birbirini anlamasına da köprü oluyordu Gezi…

Çarşı ve LGBTİ bireyleri

"İlk gün çadırların yakıldığı akşam kürsü kuruldu.

O sırada Beşiktaş’tan ‘Çarşı geliyor!’ diye bir haber geldi.

Müthiş bir heyecan…

İçki de yasaklanmış ama bir ellerinde biralarla ‘İnadına Tayip!’, ‘Şerefine Tayip!’ diye sloganlar atarak geldiler.

Bir yandan da ‘İbne çevik kuvvet!’ diye bağırıyorlar. O sırada incecik bir ses çıktı parktan, hiç unutmuyorum; ‘Velev ki ibneyiz, alışın her yerdeyiz!’ diye bağırıyordu.

Birdenbire o slogana parktaki kadınların sesi de eklendi ve hep birlikte, ‘Velev ki ibneyiz, alışın her yerdeyiz!’ diye sloganlar atıldı.

Az sonra Çarşı da o erkeksi sesleriyle, ‘Velev ki ibneyiz, alışın her yerdeyiz!’ diye bağırmaya başladı.

İşte Gezi budur. Herkes kadın meselesine, Kürt meselesine, LGBTİ bireylerle olan ilişkilere farklı bakmaya başladı. Gezi Parkı ile de sınır kalmadı." 9

(Devam edeceğiz)

* 1,2,3,5,6,7,9. Gezi’de ne oldu? Gezi’den ne Kaldı? Mücella Yapıcı (Taksim Dayanışması Sözcüsü-Mimar), söyleşi, Tükenmez, Yaz sayısı s.15, 2014
* 4,8. Cansu Yapıcı (Taksim Dayanışması /aktivist- Mimar), adg.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi