Tuz Gölü’nün korunması için yıllardır süren çabalarımız sonuç verdi

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde, uzun ve yoğun bir çabanın olumlu sonuçlarını almanın haklı ve gururlu mutluluğunu yaşıyoruz.

Büyük emek vererek Tuz Gölü’ndeki hukuksuzluğu, bilim dışılığı, doğanın yok oluşunu tespit etmiş ve hatalı projeleri dert edip kamuoyunun gündemine getirmiştik.

2014’de, Tuz Gölü’nde bir basın toplantısı ile gölün yok olma tehlikesini ifade etmiş ve ilgilileri bu hatalı karardan dönmeye davet etmiştim.

Ancak Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 10 yeni madencilik projesini durdurma çağrısına, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Şereflikoçhisar Belediyesini göreve davet etmesine, ÇED olumlu kararlarının her defasında iptal edilmesine rağmen bu hatalı çalışmaların önü sürekli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın uygulamaları ile açılmaya çalışıldı.

En nihayetinde artık herhangi bir hukuki tartışmaya dahi konu olamayacak bir karar verildi ve Tuz Gölü yoğun madencilik derdinden kurtuldu.

Artık Tuz Gölü’nde yeni bir madencilik faaliyeti yapılamayacak…



Tuz Gölü’nün önemi ne?

Tuz Gölü 7 bin 414 kilometrekare ile ülkemizin Van Gölü’nden sonra ikinci büyük gölüdür.

1. Derece Site Alanı, Özel Çevre Koruma Alanı, Önemli Kuş ve Bitki Alanı, ülkemizin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi'ne göre Uluslararası Öneme Sahip A Sınıfı Sulak Alan, Tuza Dayanıklı Türler Açısından Önemli Bir Genetik Rezerv Alanı, dünya mirası listesinde ülkemizden aday olarak kabul edilen ilk ve tek doğal alan…

Filamingoların yaşam alanı… Nitelikleri ile eşsiz bir göl Tuz Gölü.



Yer altı suyu akışı ile üzerindeki gözelerden beslenerek hayatta kalan bir göl…

Ülkemizin tuz ihtiyacının yüzde 40’ı Tekel tarafından kurulan ve 2006’da özelleştirilen 3 tesis tarafından sağlanmaktadır.

Ancak tuz ihtiyacı kaya tuzundan da sağlanabilmektedir. Dolayısıyla Tuz Gölü’nden daha fazla tuz almaya ihtiyacımız yok.

2003 yılında TBMM’de ilk defa kuraklığına ve yok oluş riskine dair komisyon kurulan ilk göldür…



Ne olmuştu?

Bu kadar değerli ve risk altında olan gölde daha fazla tuz çıkartılması için 2011 yılında ihale yapıldı. Tuz Gölü tabiri caizse parsel parsel bölündü, 10 yeni tesis kurulması için…

1. Derece Sit alanı olmasına ve 1/50.000 ölçekli planda yeni madencilik faaliyetinin yer almamasına rağmen.

Plana uygun olmamasına rağmen ihale edilen sahalara yönelik Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlandı.



Bu raporlar çevre mevzuatı konusunda da uzman olan Avukat Şevket Salman’ın çabaları ile iptal edildi.

Yeni ÇED raporları hazırlandı, Bakanlık bu raporları da onayladı, dava edildi, mahkeme yine iptal etti…3 defa ÇED raporu iptal edilen tesisler tarihe geçti…

Bilirkişi raporlarındaki uyarılara, yeni tesis yapılırsa gölün yok olacağına dair bilimsel çalışmalara, Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun kararına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu tesislerin kurulması için 06 Mayıs 2013 tarihinde 1/50.000 ölçekli Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Çevre Düzeni Planı Değişikliği yaptı.

Plana göre proje yapılması gerekirken, projeye göre plan yapıldı…


Biz Çevre Mühendisleri Odası olarak 2014 yılında bu büyük yıkımın olmaması ve planın iptali için sürece müdahil olduk.

Davaya müdahil olmamız ve konuyu gündeme alarak, toplumu bilgilendirme çalışmalarımız sonuç verdi ve söz konusu plan Danıştay 6. Dairesi tarafından iptal edildi.

Ancak Bakanlık yine durmadı… Tuz Gölünün korunması hususunda Danıştay 6. Dairesi tarafından verilen bu önemli karar, Bakanlıkça temyiz edildi ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından temyiz başvurusu reddedilerek iptal kararının onanmasına karar verildi.

Dava sürecinde son olarak Bakanlığın Karar Düzeltme Başvurusu da İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı ile reddedilmiştir ve Tuz Gölünün korunmasındaki üstüm kamu yararı doğrultusunda lehe sonuçlanarak kesinleşmiş ve karar tarafımıza ulaşmıştır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, birçok mahkeme kararı, bilirkişi raporu, birçok üniversitenin verdiği bilimsel raporlara rağmen ısrarla bu hatalı projelerin yapılması ve Tuz Gölü’nün riske atılması için verdiği çabayı çevre koruma için vermiş olsaydı bugün birçok deremiz daha temiz akabilir, havamız daha temiz olabilirdi…

Bu karar tarihi bir karardır. Çevre sorunlarını dert ettiğimizde, bilimsel, objektif ve kamu yararı gözeterek meselelere yaklaştığımızda ve kararlı olduğumuzda, yılmadığımızda ülkemizi, toprağımızı, gölümüzü, dünyayı koruyabileceğimizi gördük.

Aynı zamanda, meslek odalarının ülkemizdeki demokrasi, katılımcılık, kamu yararı için ne kadar değerli ve gerekli olduğunu da bir kez daha göstermiş olduk.

Şimdi yapılması gereken, hukuksuz bir şekilde gölün üzerine hafriyat yığınları yaparak kurulan onlarca kilometrelik, gölün gözelerini kapatan, tahribat yaratan seddelerin ve diğer inşaat kalıntılarının gölün yüzeyinden kaldırılmasıdır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı umarım bu sefer görevini yapar ve bu yıkımın etkilerinin azaltılması için başa harcar.

Ve bu olayların bir daha yaşanmaması için, hatalı kararları veren ve bu hatalı kararda ısrar edenlerin de topluma hesap vermesi gerekir.

2020 yılının Dünya Çevre Günü teması biyoçeşitlilik olarak belirlenmişti, tam da bu temaya uygun, Tuz Gölü’nün biyoçeşitliliğinin korunmasını sağlamanın haklı gururunu yaşıyoruz…

Ülkemize ve tüm dünyaya hayırlı olsun.

Danıştay kararındaki gerekçeler:

- Dava konusu edilen plan değişikliğinin onay tarihinin 06/05/2013 olduğu ancak, Tuz Üretim Sahası İhalesinin sonuçlanması ile sedde inşaatlarının bitiminin bundan önceki tarihte olduğu, dolayısıyla bir plan kararı olmaksızın ihale ve sedde inşaatlarını kapsayan uygulamanın gerçekleştirilmiş olmasının şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı,

- Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik uyarınca, plan hazırlama sürecinde tabiat varlıklarını koruma kurul ve komisyonlarının dışında ilgili kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınmadığı, dolayısıyla plan hazırlama sürecinde katılımın yeterince sağlanmadığı, bununda ilgili yönetmeliğe ve planlama ilkelerine uygun olmadığı;

- Suda yer üstü inşaatı ile oluşturulan seddelerin yapı olarak tanımlanması gerektiği bu nedenle dava konusu plan değişikliğinde tuz üretim sahası olarak belirlenen alanda sedde inşa edilmiş olmasının, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20/04/2011 tarih ve 5940 sayılı kararında yer alan 1. Derece Doğal Sit Sınırları içerisinde herhangi bir yapılaşmaya izin verilmemesi koşulu ile bağdaşmadığı;

- Yeni oluşturulan tuz üretim sahalarını karayoluna bağlayacak ve olumsuz çevresel etkileri söz konusu olabilecek yolun 1/50.000 ölçekli planda düzenlenmesi gerektiği, hem 2007 onay tarihli planda hem de dava konusu planda askeri alana giden yoldan başka yol gösterilmediği, dolayısıyla bağlantı yolları ile ilgili üst ölçekli plan kararı bulunmadan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda belirlenmesinin öngörülmesinin planlama ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı,

- Konya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Konya İli, Cihanbeyli İlçesi sınırlarında ve Tuz Gölü içerisinde 5 adet tuz işletme izni talebi üzerine aldığı 12/04/2012 tarih ve 04 sayılı kararında "728 sayılı ilke kararının1/e bendi ve Tuz Gölünün biyolojik bakımdan zenginliği doğrultusunda tuz üretim sahalarına ilişkin talep uygun görülmemiştir." denilerek sedde yapımı için Tuz Gölüne toprak ve cüruf dökülmesinin uygun görülmediği, oysa dava konusu planda seddelerin toprak dökülerek ve kenarlarına taş döşenerek inşa edilmesini önleyecek herhangi bir hüküm konulmadığı dolayısıyla ilke kararında belirlenen ilkelere uygun davranılmadığı,

- Ankara Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanması öngörülen alanda böyle bir plan hazırlanmadan (hazırlanması konusunda herhangi bir çalışma başlatılmadan) çevre düzeni planında değişiklik yapılması ve uygulamaya başlanılmasının yanı sıra plan hükümlerinde koruma amaçlı imar planı hazırlanmasından söz edilmemesinin mevzuata ve planlama ilkelerine uygun olmadığı,

- UNESCO Dünya Milas Alanları Geçici Listesine dahil edilen Tuz Gölünün sit alanlarını kapsayan dava konusu plan değişiklikliğinin doğal çevrenin korunması konusunda gerekli karar ve hükümleri içermediği,

Sonuç olarak, Tuz Gölü'nde yeni tuz üretim alanları açılmasının ülke ekonomisine pozitif getirisi olması nedeniyle plan değişikliğinde kamu yararı olduğu söylenebilir ise de, Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş Tuz Gölü'nün doğal sit alanlarını da kapsayan bölgelerde (Cihanbeyli İlçesi sınırları içindeki bölge dahil) plan değişikliğiyle yeni tuz üretim sahaları belirlenmesinde ilgili kurulların kararlarına ve 728 sayılı ilke kararına uyulmamış olması nedeniyle getireceği çevre sorunları açısından kamu yararına uygun olmadığı kanaatine ulaşılmış” olduğu belirtilmiştir.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi