Yaş haddinden…

Tecritten merhaba herkese…

Valla “Yaş Haddinden emeklilik” beklerken “Yaş Haddinden ev hapsi”ne çarpıldım iyi mi?

Şaka, şaka.  Benim için pek bir şey değişmedi, zaten kendi sağlık sorunlarımdan ötürü, zorunlu olmadıkça dışarı çıkamıyordum ama, teknoloji sağ olsun, artık oturduğum yerden mesleğimi, yani müziği yapmam mümkün. Ben ona bir şey daha kattım, bir TV programının çekiminden montajına kadar hepsini buradan tek başıma yapabiliyorum. Kurdun ensesi niye kalınmış?

Tüm programları şu adresten izleyebilirsiniz.

Yaşıtlarımla sık sık dalaşıyoruz. “Valla ben teknoloji özürlüyüm” filan diyorlar ya, çok kızıyorum. Ne demek teknoloji özürlü olmak? Bu teknolojiyi biz keşfetmedik, ama neden herkesten iyi kullanmayalım ki? Biz onu kullanmayı beceremezsek o bizi kullanıyor. Hangisi daha iyi?

Korona hazretleri bu fani dünyadan çekip gitmedikçe korkarım başka konu pek konuşamayacağız. İyisi mi bu konuyu konuşup kapatalım, sonra söz, daha neşeli şeyleri paylaşacağım sizinle.

Görüntüler hiç iç açıcı değil. Anlaşılan o ki, başta hiç de iddia edildiği gibi erken ve sıkı önlemler almamışız. Şu anda hem vaka sayısı, hem can kaybı grafikleri yükseldikçe yükseliyor. Durulma başlayacaksa da herhalde Nisan sonlarında ancak. Eee? Sakalla bıyık arasında sıkışıp kalıyoruz. Salgının yayılmasını durduramasak da yavaşlatmamız gerek, yoksa sağlık sistemi ihtiyacı karşılayamayacak, daha şimdiden doktorlardan acı feryatlar yükseliyor. Biz ise onları dinleyeceğimize alkışlıyoruz şak şak şak. Ama şakşakçılığın sonu yok. Gerçekleri inkar etmeyi, çarpıtmayı bırakıp aklın yoluna girmeliyiz hemen, HEMEN.

Evet, iki ucu sivri değnek. Salgını kontrol edebilmek için izolasyon gerek. Herkes evde kalsın.

Ee, üretim ve hizmet sektörleri durursa herkes evinde virüsten değil, açlıktan mı ölecek? 

Erdoğan’ın açıkladığı tedbir paketi zaten şok yaratmıştı. 100 Milyarın 98’i işverenlere, 2’si kolonya ve maske olarak bize. Kaldı ki o 100 milyarın da ortalıkta olmadığı hemen yazılıp çizilmeye başlanmıştı. Dışardan borç mu alacak, para mı basacak? Hain “Tırmıkçı” Aydın Engin gayet makul bir yol göstermişti ona: 

100 milyar denildi ama cepte o 100 milyar TL de yok. 

Hatırlayın vakti zamanında ekonomi dehası damat ve ondan daha da "dahi" olan kayınpeder kafa kafaya verip "Varlık fonu" filan diye bir şeyler icat ettiler ve devletin kasasını da kefen parasını da, "işsizlik fonu" denen ve tümüyle çalışanlara ait olması gereken paraları da o fona aktardılar ya, işte o yüzden artık cepte para kalmadı. 

Mecburen borç bulacaksınız.

Şu günlerde borç bulmak demek, uluslararası tefeci kuruluşların kucağına oturmak demek. 

Özetlersek: Başınız sahiden ve fena halde belada… 

Yani yakında işsizlik artmayacak, patlayacak. Para bulmanız lazım ve acele bulmanız lazım. Yoksa… Anladınız. 

Ben size acilen para bulmanızın yolunu anlatayım. 

15 Temmuz 2019’da sizin Reis’i ne demişti? Aktarıp hatırlatayım: 

"… Ne diyorlar, ekonomi battı, ekonomi bitti. (…) Terörle bu denli büyük bir mücadele verilirken bu mermi, kurşun, kalkan uçaklar, helikopterler fıstık, leblebi mi dağıtıyor. Bunların hepsi para değil mi, ekonomi değil mi?" 

MHP’nin anlı şanlı lideri Devlet Bahçeli. 29 Kasım 2019’da Suriye’nin kuzeyinde, özellikle İdlib’de harcanan paranın ayrıntılı bir dökümünü çıkardı. Aynen aktarıyorum: 

"…Mesela Fırtına obüsleri dakikada altı ile sekiz mermi atma kapasitesine sahip. (…) Bu mermilerin ortalama fiyatı 1000 dolar. Günde 500 mermi 500 bin dolar eder. (…) Bir harekatta 100 obüs topu kullanıldığını düşünürsek yılda sadece 5 milyar dolar obüs maliyeti karşımıza çıkar. Bir savaş uçağının attığı sıradan bir bombanın fiyatı 2500 dolar. F-16’ların attığı bombanın ortalama fiyatı da yaklaşık 3 bin dolar. Bir F-16, hiç ateş açmadan 1 saat havada uçmasının maliyeti 14 bin dolar. Sadece Zeytin Dalı Harekatının ilk gününde uçan savaş uçaklarımızın yakıt bedeli 1 milyon dolar. Bomba ve mühimmat bedelinden bakınız hiç bahsetmiyorum bile…" 

Adam besbelli ki farkında olmadan Koronavirüse karşı işçinin, emekçinin, işsiz kalanın, yakında kalacak olanın, aç kalacak olanların korunup kollanabileceği mali kaynağı bir çırpıda açıklamış işte.

* * *

Artık ayrıntıya girmenin gereği kalmadı. Size acilen para lazım ve muhtaç olduğunuz para İdlib’de mermi, mühimmat, uçak yakıtı, roket, ÖSO çapul çetelerine maaş olup gidiyor.

Anladınız. Öyleyse davranın! 

Eveet, davrandı ve şıppadanak buldu çareyi. BİZ BİZE YETERİZ TÜRKİYEM! 

“Alavere dalavere Kürt Memet nöbete” geleneği berdevam. Pamuk eller cebe.

Ben 7 maaş bağışlıyorum, sıra Aziz Milletimizde. 

O 7 maaş bağışlayınca TBMM Başkanı 5, Grup Başkan Vekilleri 3 maaş…

Bol paraları olsa bile, kolay mı Reis’ten daha çok bağış yapıp tepesini attırmak. 

Eh, onun sivil toplum diye bildiği odalar hemen ardına takıldı, sonra devlet bankaları. Yargıtay Başkanı, bütün üyelere ve memurlara salma salıyor. Maaşlarınızdan şu kadar kesilecek. Daha az ya da çok bağışlamak isteyen bildirsin. Vakıflar Genel Müdürlüğü de vakıflara yazmış, bastırın paraları diye.

Neyse, uzun etmeyeyim, ecdadımız söylemiş söyleneceği nesilde nesile aktarmış: Taşıma su ile değirmen dönmez. 

***

A-aaa… Merkezi otoritenin kıvırıp durduğu işleri Belediyeler yapmaya başlamaz mı? Yerine kayyım tayin edilen HDP’li belediyeleri kast etmiyorum. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir gibi büyük merkezlerde belediyeler kendi gayretleriyle açtıkları bağış kampanyalarıyla ciddi katkılar sağlayıp bunları dar gelirliler için kullanmaya başlayınca Hooop, HOOOP, ho ho ho ho hooop. (Hitler görüntüsü) Bankadaki hesaplarına el konuldu. Aah, ah. Rahmetli kayınpederimin hiç sevmediği CHP hakkında söylediği söz: “Ne yapar, ne yaptırır” bugün Erdoğan Devleti için geçerli. 

**** 

Yüzyıllar ötesinden günümüze ulaşan Nasrettin Hoca, nükteleriyle Timur zulmüne karşı durmayı nasıl bildiyse, sevgili Aziz Nesin, yaşamının her döneminde baskı rejimlerini nasıl alaya alarak, hepimizi güldürerek rezil ettiyse, onların torunları ve çocukları isek, biz de onların izinden gidelim. Değil mi? 

Gidiyoruz da zaten. Alın size bir dizi neş’e… 

Önce bir OHAL haberi, ama kişisel OHAL, bu da başka türlüsü. Tüketici Birliği Federasyonu Bşk. Av. Bülent Deniz, bakın ne diyor:

Yaşadığımız Korona salgını nedeniyle, yetkililerin talimatları doğrultusunda kendi kişisel olağanüstü halimi ilan ediyorum. Evden dışarı çıkmayacağım, işe gitmeyeceğim, para kazanmayacağım.

Bu nedenle bankalara olan borçlarımı, kiramı ve fatura ödemelerimi faizsiz 3 ay erftelediğimi kamuoyuna saygılarımla duyururum.

-Eve hapsolmanın sosyal yararları da olmadı diyemeyiz.

Ne yapalım abi, salgın yüzünden eve kapandık işte. Maçlar da iptal. Yapacak bir şey yok. Hanımla sohbet ediyoruz. İyi birine benziyor. 

Evet, korona bize, bizi toptan yok edecek tehlikeyi de unutturdu. Her gün bilmem ne kadar kişi koronadan hayatını kaybediyor, yine de, tedbirli ve düzenli olursak onu az çok zararla atlatabiliriz. Ama Küresel Isınma yüzünden TÜM DÜNYA, büyük bir hızla yok olmaya gidiyor.

Pardon, Dünya yerinde duracak. Gidici olan biziz, insanlık.

Bay bay Dünyaaa…

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Tümü Şanar Yurdatapan - Diğer Yazıları

Sağlığınıza Tayyip Bey… 13.07.2020
Hak-mak savunmak yasak! 06.07.2020
Kelam-ı Memnu 29.06.2020
Yürüyelim arkadaşlar 22.06.2020
12 soruda: Mutlu musunuz? 15.06.2020

Editörün Seçimi