Zamanın 20 puan önünde: Ronny Rosenthal'in değişen Liverpool'u

Geçen hafta Liverpool 30 yıllık şampiyonluk özlemine son verdi.

20 puanlık bir farkla sansasyon yaratan Klopp'un takımı, seviyeyi başka bir boyuta taşırken, kulüp tarihinin en büyük kahramanlarından sayılan ve 30 yıl önceki şampiyonlukta takımın başında olan Kenny Dalglish, Liverpool'un Jurgen Klopp ile ömür boyu sözleşme imzalaması gerektiğini söyledi.


Kimse 1990 Mayısı'nda kazanılan o son şampiyonluğun jenerasyon eskitecek kadar uzakta kalacağını tahmin edemezdi.

Ian Rush, John Aldridge, John Barnes, Peter Beardsley, Bruce Grobbelaar gibi kült kahramanlara sahip o takımı yakından izleyenler, İsrail futbolunun en önemli oyuncularından biri olan Ronny Rosenthal'i de (Rocket Ronny) hatırlayacaktır.

Mart 1990'da takıma katılıp 8 maçta 7 gol atarak 2 ay içinde şampiyon takımın en sıradışı oyuncularından biri olmuştu...

Rosenthal o yıllarda geldiği İngiltere'den kopamamış. Bugün Londra'da futbol danışmanlığı yapıyor.

30 senede nelerin değiştiğini, şampiyon Liverpool kadrosuna nasıl katıldığından başlayarak konuştuk.

"Kessler, beni yeni sezon planlamasında düşünmediğini söyledi"

- Ronny, 1990'daki şampiyon kadroya son anda katılan bir oyuncuydun. Liverpool'a gidiş maceranı gerçekten merak ediyorum. Her şey nasıl gelişti?

Liverpool'a gidişimi anlatmadan önce 89 yazına dönmem gerekiyor. Belçika'da oynuyordum. Standard Liege ile kontratım bitmişti ve 18 golle takımın en çok gol atan oyuncusuydum.

Hayalim İtalya'da oynamaktı. Çünkü Serie A o dönemin en iyi ligiydi. Ve haziran ayında hayalim gerçeğe dönüşmüştü. Beni izleyen Udinese ile sözleşme imzaladım.

Transfer bedeli o dönem için yüksek bir meblağ olan 1 milyon dolardı. Transfer gerçekleştikten sonra İsrail'e tatile gittim. Sezon öncesi kampın başlamasını bekliyordum.

Tatilim bitip de İtalya'ya döndüğümdeyse kötü bir sürprizle karşılaştım. Yöneticiler yapılan sağlık kontrollerinde bazı problemler gördüklerini ve sözleşmeyi iptal edeceklerini söylediler.

Çok şaşırmıştım çünkü herhangi bir sorunum yoktu, son derece sağlıklıydım. Ama gerçek kısa zamanda ortaya çıktı.

Udinese Arjantin'de Abel Balbo'yu bulmuştu. River Plate'de oynuyordu. Ben 25, Balbo ise 23 yaşındaydı. Yöneticiler aradaki 2 yaş farkı da düşünerek bunun daha iyi bir transfer olacağını düşünmüşler.

Ancak benimle de kontrat imzalamışlardı. Demin söylediğim gibi bir şekilde medikal problemler olduğunu söyleyip kontratı oldu bittiye getirerek feshettiler ve ben Standard Liege'e dönmek durumunda kaldım.

Liege'e döndüğümde teknik direktör değişmişti. (Urbain Braems Trabzonspor'a gelmiş, Standard Liege de Georg Kessler ile anlaşmıştı.) Kessler beni yeni sezon planlamasında düşünmediğini söyledi.

Oysaki bir sezon önce takımın en çok gol atan oyuncusuydum. Çok sinirlenmiştim ve kulüp bulana dek Liege'de kalmam gerekiyordu.


"1 milyon dolar olan transfer ücretim bu performanstan sonra 2 milyon dolara çıkmıştı!"

- Sonra ne oldu?

Yedektim. Taraftar çılgına dönmüştü. Bir sezon önce takımın en çok gol atan oyuncusunun yedek kalmasına anlam veremiyorlardı.

2-0 yenik götürdüğümüz bir maçta son yarım saat oyuna girip 3 gol atmıştım. Kessler oynamama izin verdikçe gol atıyordum.

Bir süre sonra bana "Ronny Aralık'tan sonra artık oynamayacaksın, kendine kulüp bulmak zorundasın" dedi.

Son maçımda da 2 gol attıktan sonra İngiltere'de o dönem 1. Lig'de oynayan Luton Town beni denemeye çağırdı.

10 günlük fantastik bir haftaydı. Luton beni beğendi ve Standard Liege'e cüzi bir teklifte bulundu.

Fakat Liege 1 milyon dolar istiyordu ve Luton'un böyle bir parası yoktu. Tekrar Liege'e döndüm.

Ara transferin sonuna yaklaşırken mart ayında şampiyonluğa oynayan Liverpool menajeri Kenny Dalglish'in rotasyonu genişletmek için hücum hattına takviye yapacağı söyleniyordu.
Dalglish benim Luton'da daha önceden idmanlara çıktığımı bildiği için Luton Town antrenörünü aramış ve benim hakkımdaki fikrini sormuş.

Luton Town antrenörü daha sonra yıllarca Alex Ferguson'un yardımcılığını yapacak olan Jim Ryan'dı.

Ryan beni çok istediklerini ancak kulübün parası olmadığı için transferi gerçekleştiremediklerini Dalglish'e söylemiş.

Liverpool bunun üzerine beni idmanlara davet etti ve 10 gün kadar denendim. Martın ilk haftalarıydı...

Ve transferin son günü beni sezon sonuna dek kiralamaya karar verdiler. 5 maçta ilk 11'de başladım 3 maçta ise sonradan oyuna girdim.

8 maçta 7 gol attım. Liverpool sezon sonunda şampiyon oldu ve beni almaya karar verdiler.



​​​​​​​1 milyon dolar olan transfer ücretim ise bu performanstan sonra 2 milyon dolara çıkmıştı!

Liverpool opsiyonlu ve şartlı kiralama yapsaydı belki daha uygun bir bedel ödeyebilirdi ama bu performansı benden beklemiyorlardı.

- O takımdan biraz bahsedebilir misin? Dalglish'in Liverpool'u nasıldı?

Takım Bill Shankley'nin tarzından çok uzaklaşmamıştı. Topa sahip olma odaklı pas oyununu devam ettiriyordu.

Hareketli bir oyun tarzımız vardı. İdmanlarda 5'e 5, 6'ya 6 minyatür kaleler yapıyorduk.

Dalglish geleneği devam ettirdi. Sistemi değiştirmedi. Çünkü Liverpool her zaman şampiyonluğa oynayan bir takımdı ve buna gerek duymamıştı.

"Dalglish'in kulüpten ayrılışıyla birlikte düşüş başladı"

- Sonrasındaki düşüşü neye bağlıyorsun? Manchester United'ın şampiyonluklarla domine ettiği, Arsenal'in oyunuyla fark yarattığı yıllar boyunca Liverpool gölgede kalan bir takımdı. Bu neden kaynaklandı sence?

Dalglish, çok zeki ve ne yaptığını bilen bir menajerdi. Onun kulüpten ayrılışıyla birlikte düşüşün başladığını söyleyebilirim.

Giderek artan baskıdan dolayı kulüpten ayrılmıştı. Daha sonra Graeme Souness geldi. Bugüne dek hemen herkes bana bu gidişatın neden kötüye evrildiğini sormuştur.

Ben de soranlara Liverpool'un o dönemle birlikte hem oyun tarzının değiştiğini hem de 92'de Premier Lig'in kurulmasıyla birlikte değişen oyuncu profiline de uzak kaldığını söylerim.

Demek istediğim, önceden sadece yetenek önemliyken Premier Lig'in başlamasıyla birlikte, zaman içinde en atletik oyunculara sahip olan takımlar daha ön plana çıktı.

Arsenal gibi Manchester United gibi takımlar hem akademilerinde yetenekli atletler geliştirdiler hem de bu kritere uygun transferler yaptılar.

Liverpool'un kadroya kattığı oyuncular ligi kazanmak için yeterli değildi.

Bugün şampiyon Liverpool kadrosundaki oyuncuların yetenekli oldukları kadar üst düzey atletler olduğunu da söyleyebiliriz.

"30 sene önceki takımla bugünkü takım karşılaşsa bizi sahadan silerler"

- 1990'daki Liverpool ile Klopp'un Liverpool'unu karılaştırdığında ne gibi farklar görüyorsun?

30 sene önceki takımla bugünkü takım karşılaşsa emin ol bizi sahadan silerler.

Aslında sadece bizi değil, o dönemki bütün takımları da sahadan silerler.

Liverpool her zaman yetenekli oyunculara sahipti. En büyük fark, demin de söylediğim gibi, bugün hem yetenekli hem atlet oyuncular var.

Mesela o dönem ben en yetenekli oyunculardan biri değildim ama çok çabuktum.

Bu özelliğim o takımda oynamamı sağlamıştı ancak bugün için sadece bu yeterli değil.

- 1990'daki takımda en yetenekli oyuncu sence kimdi?

Kesinlikle John Barnes... İnanılmaz bir oyuncuydu. Maracana'da Brezilya'ya attığı gol sahip olduğu tüm yeteneklerinin özeti gibi.

"Bugün 20 puan farkla şampiyonluğu ilan etmeleri tesadüf değil"

- Liverpool taraftarı sende büyük etki bırakmış olmalı. Şampiyonlukta kentte nasıl bir atmosfer vardı?

Ben transfer olduğumda Liverpool'un o altın çağının son şampiyonluğuna denk geldim.

Şampiyon olduğumuzda atmosfer muhteşemdi. Anfield Road, sokaklar... Liverpool bir futbol şehri zaten.

Kaybetsek bile taraftarlar her zaman yanımızdaydı. O dönem Liverpool hemen her sene ilk 2'de yer alıyor ve sık sık şampiyon oluyordu.

Bu sezon, aradan geçen 30 yılın ardından ilk kez şampiyon olunmuş gibi sevinilmesinin ardında yatan şey o eski kazanma alışkanlığına geri dönülüyor olması.

Liverpool seneye yine en büyük favorim.

Bugün 20 puan farkla şampiyonluğu ilan etmeleri tesadüf değil...

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi